Rize Haberleri, Son Dakika Rize Haberleri

DHA YURT BÜLTENİ – 5

Kuraklık kapıda; Meriç Nehri’nde kum adacıkları, Karadeniz’de yağış sorunu, İzmir’de barajların dibi göründü ** EDİRNE’de yaşanan kuraklık ve Bulgaristan’ın barajlarındaki suyu tutması nedeniyle Meriç Nehri’nde kum adacıkları oluştu. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kuraklığın sürmesi halinde buğdayda sıkıntı yaşanacağını belirterek, suyun depolanması için Çömlekköy Barajı’nın yapılması gerektiğini söyledi.** TÜRKİYE’de en çok yağış alan Karadeniz Bölgesi’nde küresel iklim değişikliğinin etkisiyle yağış miktarları yarı yarıya düştü. Dere yataklarında debilerin azaldığı bölgede uzmanlar, suyu tutan orman arazilerinin korunmaması halinde ciddi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği uyarılarında bulundu. ** İZMİR’deki barajların su seviyelerinde düşüş yaşandı. Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Emine Helil İnay Kınay, ‘İzmir’de şu an musluğumuzdan su akıyor gözükse de yakın zamanda kaliteli suya yeterli miktarda erişme noktasında sıkıntılar yaşanabilir’ dedi.  Edirne’de kış ve yazın ardından sonbaharın da kurak geçmesi nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerindeki su seviyesi düştü. Bulgaristan’da başlayan, Edirne’den geçen ve taşkınların yaşandığı Meriç Nehri’nde kuraklık nedeniyle kum adacıkları oluştu. Adacıklar üzerinde martıların avlandığı Meriç Nehri’nin debisi DSİ verilerine göre, 2 yıl önce saniyede 222 metreküp olurken, bu yıl aynı gün 59 metreküpe düştü. Tunca’da 2 yıl önce 16 olan debi bu yıl aynı gün ise saniyede 2 metreküp ölçüldü.Meriç ve Tunca nehirlerindeki su seviyelerinin düşmesinde Bulgaristan’da yaşanan kuraklığın da etkisi olduğu belirtildi. Bulgaristan’ın kuraklık dolayısıyla barajlarda su tutması nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerinin de etkilendiği kaydedildi.SON 90 YILIN EN KURAK YILIEdirne’de nehir debilerinde su seviyesi dip noktalarda ölçülürken, meteoroloji verilene göre, 2020, son 90 yıl en kurak yılı olarak değerlendiriyor. Edirne’nin yağış ortalaması yıllık metrekareye 587 kilo olarak değerlendirilirken, bu yıl bugüne kadar sadece 386 kilogram yağış düştüğü belirtildi. Meteoroloji verilerine göre, 1 hafta içinde kentte yağış beklenmiyor.’YAĞMUR YAĞMAZSA SIKINTI OLABİLİR’Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, beklenen yağışların düşmediğini, ilerleyen günlerde de yağış düşmemesi halinde buğdayda sıkıntı olacağını söyledi. Arabacı, ‘Yaz döneminde zaten nehirlerimizde debilerimiz bayağı düşmüştü. Bu sene ekimlerde sıkıntı yaşamış, Bulgaristan’ın bir miktar su bırakmasıyla bu yıl sezonu atlattık. Ama hala kuraklık devam ediyor ve çok ciddi yağışlar almadık. Şu an yaz döneminden daha düşük nehir debilerimizin suyu. Kasım ayındayız geçtiğimiz yıllara baktığımızda en çok yağış aldığımız aylardan biridir Kasım ayı. Bu dönemde hava hala güneşli, yağış yok. Hava tahmin raporuna baktığımızda ay sonu hafif yağış görüyoruz ama şu an yakın zamanda ciddi yağışlar görmüyoruz. Kışa girdik dediğimiz bu günlerde artık yağışların iyi olmasını bekliyoruz ki, en azından toprağımız taban suyu oluşsun. Nehir debilerimizde su seviyesi yükselsin, barajlarımız dolsun istiyoruz. Şu an buğdayları ektik ve bu dönemde bir yağış oldu, ilerleyen günlerde yağmur yağmazsa sıkıntı olabilir’ diye konuştu.’ÇÖMLEKKÖY BARAJI’NI YAPIP SUYU DEPOLAMAMIZ LAZIM’Bu yıl yaşanan kuraklıkla birlikte suyun ne kadar önemli olduğunu anladıklarını söyleyen Arabacı, Çömlekköy Barajı’nın yapılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: ‘Nehir debileri bu yıl düşünce suyun ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Bu yıl Edirne olarak biz buğday ve ayçiçeğinde verim düşüklüğü yaşadık. Her bölgede olmasa da ciddi anlamda birçok bölgemizde yaşadık. Bu da suya ne kadar ihtiyaç olduğu bir kez daha gözler önüne getirdi. Biz istiyoruz ki projesi bitmiş baraj projelerimizin yapımına bir an önce başlansın. Bulgaristan’dan sonra Çakmak Barajı’na kadar suyu depolayacağımız hiç bir barajımız yok. Çakmak Barajı’nda da çalışmalar devam ediyor ve tam kapasite çalışmıyor. Bulgaristan’dan sonra Tunca Nehri’nin başlangıç noktasında bulunan, Çömlekköy Barajı’nı yapıp suyu depolamamız lazım ki, hem burada çiftçiyi suyla buluşturalım, hem de bu yıl yaşadığımız kuraklık sıkıntısını yaşamayalım. Bu barajı yaparsak Çakmak Barajı’na kadar Tunca Nehri’ni de destekleyecektir. Çiftçilerimizde kuraklık sıkıntısı yaşamadan ürünlerini elde etmiş olacak. Barajın projesi hazır ihale aşamasında.’ KARADENİZ’DE DE YAĞIŞLAR YARI YARIYA AZALDI, KURAKLIK TEHLİKESİ ARTTI Karadeniz Bölgesi’nde son aylarda azalan yağışlar, kuraklık tehlikesini de beraberinde getirdi. Bölgedeki baraj ve göllerde su seviyeleri düştü, içme suyu kaynakları azaldı. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, bölgede bir önceki yılın aynı dönemine göre yağış miktarı yüzde 50 oranında azaldı. Küresel iklim değişikliği ile yağış rejiminin düzensizliğinin arttığı bölgede uzmanlar, orman arazilerinin azalması ile gelecekte ciddi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği uyarılarında bulunuyor.DERELERDE ÖLÇÜM YAPILDIKaradeniz Bölgesi’nde, TÜBİTAK destekli Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nusret Karakaya’nın yürütücülüğündeki projesi ile Türkiye’deki akarsular incelenmeye alındı. Artvin Çoruh Üniversitesi ve Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden bilim insanları proje kapsamında, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Fırtına deresinde ölçümler yaptı. Uzmanlar,  dere ve akarsuların debisinde önceki yıla göre düşüş yaşandığını belirledi.’HER YIL ANOMALİ YAŞIYORUZ’Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Özalp, Doğu Karadeniz’de son yıllarda mevsimsel yağışlarda düzensizlik yaşandığını söyleyerek, ‘Bu konuda ciddi çalışmalar yapılıyor. Özellikle son bir kaç aydır Meteoroloji’nin sunduğu raporlarda bir önceki yıla ve önceki uzun dönemli ortalamalara göre yağışların düştüğü ortaya çıktı. Bundan dolayı akarsuların debilerinde düşüş yaşandığı bir gerçek. Bunu iklim değişikliğine de bağlayabiliriz. Aslında son 40 yıldır bunun etkilerini ciddi biçimde görüyoruz, yaşamaya başladık. İklim değişikliğinin burada en büyük etmeni yağış mevsimlerinin değişmesidir. Normalde Doğu Karadeniz düzenli bir yağışa ve dolayısıyla akarsu akışına sahip deriz. Artık görüyoruz ki her yıl bir anomali yaşıyoruz, sürekli rekorlar kırıyoruz. Akarsu yatağının geniş olacağı bu dönemlerde ne yazık ki oldukça az su aktığını görebiliyoruz. Bunu da iklim değişikliğine bağlayabiliriz’ diye konuştu.  ‘SIRADIŞI BİR KURAKLIK VAR’Doğu Karadeniz’de Eylül ayı döneminin pastırma yazı olarak bilindiğini ve daha az yağışlı geçtiğini ifade eden Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu da ‘Akarsu rejiminde ve derelerin debisinde bir miktar düşmeler olur. Fakat son yıllarda tekerrürler arttı. Bu yıl sıra dışı bir kuraklık var. Yağan yağmurlar küçük lokasyonlarda görülüyor ve şiddetli yağıyor. Bu da küresel iklim değişiminin oluşturduğu bir durum. Doğu Karadeniz’de süre içerisinde bir miktar belki artacak ama kar yağışı azalacak. Ama düşen yağışlar birim zamanda çok daha yüksek miktarlarda olacak. Normalde 1 hafta veya 10 günde düşen yağmurlar hatta 1 ayda düşecek yağmur miktarı 1 veya 2 günde düşmeye başlıyor. İşte bu ekstrem durum büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Hopa’da, Çayeli’nde, Rize’de bir kaç kere olduğu gibi çok büyük seller ve taşkınlar yaşanıyor’ dedi.’ORMAN VE DAĞ SULARINA MUHTACIZ’Doğu Karadeniz’de içme suyunun tamamının yağışlardan elde edildiğini söyleyen Kurdoğlu, ‘Doğu Karadeniz’de akifer dediğimiz, toprak altındaki su depoları yok. Bütün Doğu Karadeniz olarak, Türkiye’nin önemi bir bölümü ormanlara ve dağlara muhtacız. Su, yağış sularıyla toplanıp su havzalarına ya da derelere geliyor. Biz de bu suyu kullanıyoruz. Kuraklık devam ederse içme suyunda da sıkıntı yaşayacağımız kesin. Dünyada, aralarında İstanbul’da dahil olmak üzere 105 büyük metropolün 33’ü ve Doğu Karadeniz ile Batı Karadeniz’deki büyük illerin tamamı orman ve dağ sularına muhtaç durumda. Bizim suyu en iyi şekilde tutan ve filtre eden ormanlık alanlarımızı korumamız ve artırmamız lazım. Suyun depolanmasına katkı veren bütün doğal ekosistemin korunması lazım.Kentlerimizin, şehirlerimizin, kasabalarımızın su temin ettiği havzaların doğal örtüsünün ormanlık olarak saklanmasında büyük fayda var. Orman yönetimini su bilançosuna göre planlamak ve ona göre uygulamak daha doğru olacaktır’ diye konuştu.İZMİR’DEKİ BARAJLARDA SU SEVİYESİ DÜŞTÜ İzmir’de 2019 yılının kasım ayında metrekareye 92 kilogram yağış düşerken, bu yıl metrekareye 1.5 kilogram yağmur düştü. Bu nedenle barajlardaki su seviyelerinde de düşüş yaşandı.Tahtalı Barajı’nı su seviyesi geçen yıl yüzde 65.29 iken, bu yıl yüzde 36.04’e düştü. Gördes Barajı’nın su seviyesi geçen yıl yüzde 9.2 iken bu yıl yüzde 4.74’e kadar geriledi.Ürkmez Barajı’nın su seviyesi geçen yıl yüzde 52.38 iken bu yıl yüzde 29.61’e düştü.Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın su seviyesi de geçen yıl yüzde 49.34 iken bu yıl yüzde 13.36’ya indi. Tahtalı Barajı’nda dronla yapılan görüntülemede, zemindeki toprağın görülmeye başladığı ortaya çıktı.Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Emine Helil İnay Kınay, ‘Özellikle yağış rejimindeki düzensizlikler, yüzeysel suların ve yer altı sularının yeteri kadar beslenmesini engellediği için su konusunda miktar ve kalite sorunu olarak karşımıza çıkıyor’ ifadelerini kullandı.’KARANLIK BİR TABLO İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’Tüm etkilerle birlikle barajlardaki doluluk oranları göz önüne alındığında karanlık bir tablonun olduğunu söyleyen Kınay, ‘Kentlerimizde kaynaklarımızla ilgili sıkıntılar devam ediyor. Yaşamsal önemi olan su kaynaklarımızın miktarı, kalitesi ve su kaynaklarımıza yönelik çevresel tehditleri değerlendirdiğimizde bunların üzerine iklim değişikliği ya da yağış rejimi gibi etkenler de eklendiğinde karanlık bir tablo ile karşı karşıyayız. Kendi kentimizle ilgili de İZSU’nun resmi açıklamaları var. Barajlardaki doluluk oranlarında kentin su yönetimine ilişkin değerlendirmelerinde vatandaşlara yönelik tasarruf çağrısı yapıldı ve su kısıtının olduğu belirtildi. İzmir’de de vatandaşların kullandığı suyun yüzde 60’ını yer altı kaynaklarından karşılıyoruz. Yüzde 40’lık bir oran yüzeysel sulardan karşılanıyor. Yüzeysel suların da büyük bir kısmı Tahtalı Havzası’ndan sağlanıyor. Yağış rejimindeki değişiklikler, havzalardaki su kalitesine yönelik riskler miktarın yanında kalite sorununa da beraberinde getiriyor’ diye konuştu.’YENİ ALTERNATİF KAYNAKLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR’Vatandaşlara su tasarrufu konusunda çağrıda bulunan Kınay, ‘Bizler vatandaşlar olarak hayatımızın her alanında olduğu gibi su kaynaklarını da kontrollü bir şekilde tüketmekle yükümlüyüz. Vatandaşların sağlıklı suya erişme hakkı kapsamında yürütülen çalışmalarda su kaynaklarının korunması, su kaynaklarına yönelik çevresel risklerin ortadan kaldırılması ve su yönetiminden sorumlu olan merkezi ve yerel idarelerin de bu konudaki çalışmaları yaşamsal öneme sahiptir. İzmir kentinde mevcut kaynaklarımızın dışında orta ve uzun vadede yeni alternatif kaynakların değerlendirilmesi gerekiyor. Vatandaşlar olarak bizlere düşen musluğumuzdan akan suyu doğru tüketmek, kontrollü kullanmak, alacağımız tedbirlerle gereksiz su kullanımının önüne geçmek. Biz bu çalışmaları yaparken ülkemizin tüm kentlerinde suyun planlanması korunması, doğru yönetilmesi, su kaynaklarının ve havzalarının korunmasına yönelik çalışmaların geliştirilmesi gerekiyor’ dedi.  GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ – EDİRNE———————————-Meriç Nehri drone ile yukardan-Nehirdeki kum adacıkları-Muhabir Ali Can Zeray’ın anonsu-Adacıklarda martı detayı-Suyun debisinin ölçülmesi-DSİ çalışanları detayı-Meriç Köprüsü’nden detay-Drone ile kum adacıkları-Hüseyin Arabacı ile röp.-Tarladan detay-Farklı açılardan detaylarHaber-Kamera: Ali Can ZERAY-Olgay GÜLER-Resul ORUÇOĞLU/EDİRNE,/////////GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ – RİZEFırtına deresinden görüntülerFırtına deresine bağlanan su kaynaklarından görüntülerUzmanların Fırtına deresinde su numunesi ve ölçüm cihazlarını almasıDoç. Dr. Mehmet Özalp röportajDoç. Dr. Oğuz Kurdoğlu röportajıMuhabir anonsuDetaylarHaber-Kamera: Selay SAYKAL RİZE-DHA//////////////GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: – İZMİR-Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay röp.-Drone ile Tahtalı Barajı’ndan çekilmiş görüntü-Eda Ebru NANECİ Tahtalı Barajı’ndan anons-Genel detay ve görüntülerHaber:  Eda Ebru NANECİ- Kamera: Tekin GÜRBULAK – Gökçe ADAR / İZMİR,  ==========================Yuvacık Barajı’nda su seviyesi yüzde 18’e düştüKOCAELİ’nin Başiskele ilçesinde bulunan Yuvacık Barajı’nda su seviyesi, 9 milyon 420 bin metreküp ile yüzde 18’e düştü.Kocaeli’nde içme suyu ihtiyacının büyük kısmının karşılandığı Yuvacık Barajı’nda, mevsim şartlarına bağlı olarak su seviyesinde dip noktaya yaklaştı. Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin resmi internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, 51 milyon metreküp kapasiteli Yuvacık Barajı’nda su seviyesi, 9 milyon 420 bin metreküp ile yüzde 18 seviyesine düştü. Yuvacık Barajı’nda su seviyesi ilerleyen günlere bağlı olarak yağışlarla birlikte artması tahmin ediliyor.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Yuvacık barajından-Drone görüntüleri-Anons-Barajın çeşitli noktalarından detay çekimHaber-Kamera: Ergün AYAZ-Alişan KOYUNCU / BAŞİSKELE (Kocaeli), ==============================Başkan Böcek’ten 105 gün sonra ilk görüntü (1)KORONAVİRÜS tedavisi gören Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek’in, 105 gün sonra ilk görüntüsü paylaşıldı. Hastane odasında Başkan Böcek’i ziyaret eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Özlenen Özkan sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, ‘Sabah saatlerinde ziyaret ettim. Kendisi bomba gibi. Taburcu etmeye hazırlanıyoruz. Başkanımız sağlık çalışanlarımıza teşekkür etti ve bir an önce görevinin başına geçmek istediğini söyledi. Her şey dilediği gibi olsun’ dedi.Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek, 17 Ağustos’ta koronavirüs nedeniyle tedaviye alındı. Durumu ağırlaşınca 7 Eylül’de yoğun bakıma alınan ve 64 gün kalan Başkan Böcek, 9 Kasım’da normal servise çıkartıldı. Başkan Böcek’inr kısa süre içersinde taburcu olması bekleniyor.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Muhittin Böcek ve Rektör Özlenen Özkan’ın hasta yatağında konuşmasıHABER- KAMERA: Erol AKKIR/ANTALYA,  ============================Site bahçesine gelen tilkiyi beslediBursa’da tilkinin, bir sitesinin bahçesinde dolaştığı anlar güvenlik kamerasınca kaydedildi. Tilki, apartmanda oturan bir kişi tarafından elle beslendi.Nilüfer ilçesi Kayapa Mahallesi’nde cuma günü bir tilkinin site bahçesinde dolaştığı görüldü. Tilki, güvenlik kamerasınca görüntülendi. Sitede yaşanlardan biri, akşam saatlerinde gelen tilkiyi görünce bahçeye yemek ve su bıraktı. Tilkinin beslendiği anlar da cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ;-Tilkinin apartman bahçesinde dolaşması-Tilkinin beslendiği anlarHaber: Abdulselam UĞUR/BURSA, – Kamera: BURSA,======Jeoloji Mühendisi Er: Evinizin altından fay hattı geçiyorsa burası sizin için risklidirİzmir’de can kayıplarının yaşandığı depremin ardından Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Engin Er bölgedeki aktif fay hatlarını işaret ederek depremle mücadelede izlenmesi gereken yollarla ilgi konuştu.  Er ‘Fay hatları haritasına baktığımız zaman, evinizin yanından veya altından geçen aktif fay hatlarını görebilirsiniz. Eviniz fay hattına yakınsa, sıvılaşma alanındaysa, mühendislik hizmeti almayan binalarda oturuyorsunuz, burası sizin için risklidirö dedi.İzmir’in Seferihisar ilçesi yakınlarında 30 Ekim’de meydana gelen, 117 kişinin öldüğü 1034 kişinin yaralandığı 6.6 büyüklüğündeki yıkıcı depremin ardından Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Jeoloji Yüksek Mühendisi Engin Er, Marmara Bölgesi’ndeki aktif fay hatlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Marmara Denizi içinden ve Güney Marmara üzerinden geçen 3 büyük ve aktif fay hattının 7 üzeri depremin habercisi olduğunu dile getiren Er, gündemdeki fay yasasının bir an önce yürürlüğe alınması gerektiğini belirtti. Yapılan binaların fay hatlarından uzak, mühendislik hizmeti alınarak yapılması gerektiğini işaret eden Er, bu kriterlere uyulmadan yapılan binaların risk teşkil ettiğini söyledi.’ZEMİNİN YAPISINA DİKKAT ETMEMİZ LAZIM’Özellikle Bursa’da, Kuzey Anadolu fay hattının kolları üzerinde yapılaşma olduğunu belirten Engin Er, ‘Devletin resmi kurumlarının açıkladığı fay hatlarına baktığımız zaman, evimizin hemen kenarından veya altından geçen aktif, diri fay hatlarının bulunduğunu görmekteyiz. Evimizin bu diri fay hatlarına ne kadar mesafede olduğunu görebiliyoruz. Bu ne anlama gelir; evimizin depremsellik anlamında ne kadar risk taşıdığını, fay hattına ne kadar yakın olduğumuzu net bir şekilde görebiliriz. Bulunduğumuz zeminin yapısına dikkat etmemiz lazım. Fay hattına yakınsa, sıvılaşma alanındaysa, mühendislik hizmeti almayan binalarda oturuluyorsa, oturduğunuz yer sizin için risklidir’ dedi.’GÜVENLİ BÖLGELER OLUŞTURULMALI’İzmir depremini işaret ederek zemine uygun bina yapılmasının ne kadar önemli olduğunu hatırlatan Er, ‘İzmir’de örneklerini gördük. Yan yana olan binalardan biri yıkılmış, diğeri yıkılmamış. 1999 depreminde de gördüğümüz gibi binanın camları dahil kırılmamış ama yan yatmış. O bina çok sağlam olmasına rağmen zemin özelliklerine uyum sağlamadığı için yan yatmış. Dolayısıyla bölgesel anlamda risk taşıyan bölgeler vardır. Fay hattının üzerindeyse binanız risklidir. Bulunduğunuz yer risklidir. Kontrolünün muhakkak yapılması gerekir. Fay hatlarının mutlaka 1/1000’lik uygulama planlarına işlenip bu bölgelerde yapılaşmaya izin verilmemesi gerekir. Orta ve uzun vadede bu fay hatları kentsel dönüşüme tabi tutulup güvenli bölgeler oluşturulmalıdır. İzmir’de 6.6 büyüklüğünde bir deprem oldu. Bursa, İstanbul, Edirne bu depremi hissetti. Olağanüstü güçten bahsediyoruz. Dünyayı yırtan bir doğa olayından bahsediyoruz. Dolayısıyla bununla inatlaşmak değil, bununla beraber yaşayabilecek çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun yollarından bir tanesi de fay hatları üzerine yapılaşmadan kaçınmak lazım. Gündemde olan fay yasasının bir an önce 1/1000’lik haritalara işaretleyerek bu fay hatları üzerine bina yapmaktan vazgeçmek lazım. Özellikle Bursa’da zemin sıvılaşması var. Buna dikkat etmemiz lazım’ ifadelerini kullandı.’TSUNAMİ BEKLENEN YERLERİMİZ VAR’Fay hatları üzerine ve yakınına yapılan yapıların doğa olayını doğal afete dönüştürdüğünü dile getiren Er, şöyle devam etti;’Deniz kenarında tsunami beklenen yerlerimiz var. Tsunami önlemlerinin alınması lazım. Heyelana karşı önlemlerin alınması lazım. Doğa olaylarını doğal afete dönüştüren bizim ihmalkarlığımız. Japonya’da 6 büyüklüğünde bir deprem olduğu zaman insanlar yerli yerinde duruyor. Orada yaşanan depremler bizim ülkemizdeki gibi 15-20 saniye de sürmüyor. Dakikaları geçen depremler oluyor. Bizim de benzer özellikteki tedbirleri almamız gerekiyor. Zemin etüdünün dünyada veya Avrupa’da nasıl yapıldığını biliyoruz. 2019 yılında yürürlüğe giren yönetmeliğin olumlu yönleri var. Ama bunların kontrolünün arazide yapılmasıyla birlikte biz güvenli bir Bursa, güvenli bir bölge oluşturabiliriz. Bunlara dikkat etmezsek 5-6 büyüklüğündeki depremlerde binaların yıkıldığını, can kaybı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla mühendislik hizmeti almış binalarda, mühendislik hizmeti almış şehirlerde yaşarsak biz de Japonya gibi depremi bir doğa olayı olarak, doğal afet olmadan geçiştirebiliriz.’

Bir önceki yazımız olan Evin çatısında bulunan dev yaban arısı yuvası, mahallelinin ilgi odağı oldu başlıklı makalemizde Çamlıhemşin, Çay ve Güncel hakkında bilgiler verilmektedir.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir